Yüzük ileriye doğru yuvarlandı, tam kapının önünde durdu.
Linley kapıya doğru üç adım atıp kapıya varınca anında durdu, sert bir şeye bastığını farketmişti.
“Daha şimdi yerleri aradığımda hiç taş görmemiştim, bu her neyse dolaptan gelmiş olmalı.“ Linley kırılan çekmeceyi düşünüyordu. Linley elinde olmadan sinirlendi ve ayağının altındaki zaten parçalanmış tahtaya sertçe vurdu.
Linley ayağının altında çekmeceden gelen sert bir tahta olduğunu düşünmüştü, vurduğunda parçalanmasını bekliyordu ki. Aslinda…
“Whoah. sağlammış! ayağımın altındaki ne böyle?“ Linley ne kadar sert bir obje olduğunu farketmişti, anında yakından bakmak için yana çekildi.
Yüzük seklinde sipsiyah bir nesnenin yerde yatmakta olduğunu gördü. Tozla kaplanmis durumda olduğu için pekte fark edilmiyordu.
“Oh, Bir yüzük?“ Linley`nin gözleri anında fal taşı gibi parladı. Mutlu bir şekilde Yüzüğü aldı ve zaten kirlenmis olan kollarıyla ovup güzel bir temizledi. Ancak şuan Yüzüğün neye benzediğini görebilmişti.
Yüzük hem taş hem de ahsaptan yapılmış gibiydi. Yüzüğün Üstünde ise belirsiz bir objenin solgun oyması vardı…
“Yer solucanı?“ Linley şüpheli bir şekilde yüzükteki oymaya baktı.
İlk bakışta yüzükteki kıvrımlı oymanın solucan olduğunu duşundu.
Linley kendi kendine güldü, “Bu Yüzükteki oyma gerçekten kotu. Bahse girerim ortalama bir oymacı bile daha iyisini yapar. Yazik olmus, siyah yüzüğün Üstünde ne bir elmas ne de herhangi değerli bir taş var.“
Yüzüklerin çoğu ya elmas ya da büyü kristalleriyle suslenirdi.
Maalesef, ne yazik ki bu Yüzük ahsap ve taştan yapılmış gibiydi. Kıymetli taşlardan hiç iz yoktu. Kısacası Beş para etmezdi.
Ama her nedense ilk bakışta bu siyah Yüzük Linley`nin hoşuna gitmişti. O kadar zaman harcayıp her yeri alt üst ederek bulduğu için yüzüğün değerli geldiğini düşünüyordu.
“Hm, Yüzük gerçekten büyükmüş. Düşmeden parmağımda durmasına imkân yok. Ipek bir iple boynuma asayım.“ Linley`nin Gözleri parladi.
Sekiz yaşındaki Linley`nin elleri tabiki yetiskinlerin elinden çok daha Küçüktu. Yüzüğü parmağına takmasına imkân yoktu.
“Şimdi, bu Yüzüğe ne isim versem? Solucan Yüzüğü? Imkanı yok, çok kotu olur.“ Linley bir süre kendi kendine konuştuktan sonra, bir anda Gözleri parlar bir şekilde “Haha, bu kıvrımlı şey ejder olmasın. Yüzük boyunca kivrilarak ilerliyen bir ejder… o zaman buna `Kıvrılan Ejder Yüzüğü!` diyelim. Kafasında hala sekli solucana benzetse de Linley yinede Yüzüğe `Kıvrılan Ejder Yüzüğü!` demeyi tercih etti“
`Kıvrılan Ejder Yüzüğü!` Linley karanlık ve süssüz Yüzüğü yukarı kaldırırken acayip mutlu hissediyordu.
“Aha, sıçtım! Egitim zamanı gelmiş!“
Linley aniden hatırlayıp toz ve camur içinde kalmis elbiselerine baktı. Dilenciye benziyordu. “Oh hayır…“artık düşünmeye zaman yoktu. Linley direk antik bahçeden çıkıp dümdüz banyoya koştu.
Hızla akan suyun sesi.
Linley suyu üstüne boca etti. Teni parlak ve canlıydı ayrıca kas çizgileri de kendini göstermeye başlamıştı. Bunların hepsi Linley`nin egitiminin sonucuydu. Hızla akan suyun altında tüm kirler akıp gitti.
Olabilecek en kısa sürede Linley yıkanıp, egitim giysilerini giydi.
“Ip, ip …“ Linley aceleyle Yüzüğü asabilecegi bir ip aramaya başladı, aniden Linley`nin Gözleri harap bir halde duran sabun bezine aldı. Hızlıca ondan bir ip çekti Sabun bezleri çok sıradan olsalarda, dayanaklilik ve sertlik konusunda çok iyiydiler. Dolayısıyla bu ipte epey sağlam olmalıydı.
Hemen Yüzüğü ipe yerlestirdi ve geçici kolyesini boynuna takti.
“geç kaldım, ilk kez geç kalıyorum!“ Linley zipkin gibi fırladı. koşarken Kıvrılan Ejderha Yüzüğü`nü elbiselerinin içine sakladi. Yüzüğün sogukluğunu göğsünde hissettikce daha da mutlu oluyordu.
Geç kalma karşılığında Kıvrılan Ejderha Yüzüğü`nü kazanmıştı.
Linley mutluluktan ucuyordu.
Süratle Baruch malikânesinden ayrıldı ve dümdüz Wushan`in güneyinde ki boş egitim sahasına doğru koştu. Bu saatlerde halk çoktan evlerine donmus, sokaklar boşalmıştı. fakat Linley`I koşarken görenler az çok niye koştuğunu tahmin edebiliyordu.
“Genç efendi Linley, dikkat et düşme!“
“Usta Hillman aşırı titiz biridir. Korkarımki Genç efendi Linley cezalandırılacak.“
…..
Baruch klanının halka gösterdiği nezaket sayesinde herkes Linley`e sevgi ve iyi niyetle bakıyordu.
“Acaba Hillman beni nasıl cezalandıracak?“ Linley hızla ilerlerken bir yandan da düşünüyordu. Şuanda yanından geçtiği kimseyi durup saygıyla selamlayacak zamanı yoktu. Kısa bir sürede Linley Wushan Şehrinin egitim alanına vardı.
Çoktan üç grup da sıralanmıştı. Hillman konuşuyordu fakat Linley`nin ayak seslerini duyunca elinden olmadan Gözü o tarafa kaydı.
Linley egitim alanına doğru koştu ve grubların ilerisinde durdu. Gergin bir şekilde Hillman`den gelecek emirleri bekliyordu.
“Bu günlük egitim egzersizleri senin için ikiye katlandı. Takimina don!“ Hillman sakince seslendi.
“Evet, efendim!“ Linley kafasını kaldırıp açık bir sesle cevap verdi.
yakınında ki çocuklar ellerinde olmadan dillerini çıkardılar. Çok Kısa süre geç kalmasına ragmen, iki kat egitimle cezalandırılmıştı. Bu gün Linley muhtemelen eve gidip akşam yemegi yeme fırsatı bulamayacakti.
Tam Linley takimdaki her zamanki yerine giderken, aniden…
Pat! Bütün alan sanki hafifce sallandı, fakat sallanti düzenliydi. Sanki bir dev yuruyordu, buda yerin sallanmasına neden oluyordu.
Sadece Linley değil. Hillman, Roger ve Lorry de doguya dönmüstü. Yüzleri ciddi bir hal almıştı. Sallantilar git gide daha güçlü ve net bir hal almaya başladı. Alandaki Bütün gençler sallantiların ilerleyen dev bir yaratıktan geldiğini anlamıştı.
Her devasa gurleyen adım sanki Linley`nin kalbinin sallayacak kadar güçlü titresimlere neden oluyordu.
"7. Bölüm"bölümü için yorumlar
MANGA TARTIŞMASI